Visits: 39
Huriye, sıcak evinde örgüsünü örerken üç aydır kirasını ödemeyen Sami’yi bekliyordu. Yaşlı kadın bu sefer kararlıydı. Kiracı Sami, eğer bugün de ödeme yapmazsa onu evden atacaktı. Kapı çaldı. Huriye, âşığını bekleyen genç kız gibi heyecanlandı. Hemen örgüsünü kenara koyup kapıyı açmaya gitti. Kapıyı açınca karşısında yıkılmış bir eve benzeyen Sami’yi gördü. Yaşlı kadın umutsuzca genç adama baktı. Kesin parayı ödememek için bin tane bahane bulacak diye düşündü. Sami, yıkılmış gözlerle Huriye’ye bakıp “Selam, Huriye teyze ! ” dedi. Yaşlı kadın, kiracısını içeri davet etti. Kendi oturup örgü yapmaya devam etti. Misafir pek umrunda değildi. Sami oturmadı. Ayakta ev sahibiyle konuşmaya başladı, “Nasılsın Huriye teyzem ?” dedi. Yaşlı kadın, gözlerini örgüsünden kaldırmadan cevap verdi, “Pek iyi sayılmam oğlum. Malum paraya ihtiyacım var. Üç aylık kira borcunu ödersen çok memnun olurum.” Sami, para lafını duyunca hemen gözlerini başka tarafa çevirdi. “Ah be teyzem, param olsa hepsi sana feda olsun ama bende de yok ki olmayan parayı sana nasıl vereyim.” Huriye, bu cevabı duyunca çok sinirlendi.
Kafasını örgüsünden kaldırdı ve kaşlarını çatarak dedi ki “Bana bak Sami ! ya paramı şu an öde ya da evimi boşalt. Evimi boşalttıktan sonra da en kısa süre içinde paramı öde yoksa seni polise şikayet ederim. Beni anladın mı ?” Sami sadece kafasını salladı. Artık diyecek tek kelimesi kalmamıştı.
Tam evden çıkacağı sırada arkasını dönüp dedi ki: “Üç gün süre ver. Üç gün içinde evi boşaltırım.” Huriye, Sami’ye acıklı gözlerle baktı. “Olur.” dedi. Genç adam, bu sözün üstüne eğik başla evden çıktı. Kendini yollara vurdu. Hem üç aylık kira borcu vardı hem de evden atılmıştı. Gidecek bir yeri, yiyecek iki lokma yemeği kalmamıştı. Ne yapacağını düşündü ama aklına hiçbir şey gelmedi. Üç günlük ömrü kalmış hâlâ parayı dert ediyor diye düşündü kendi kendine. Koskoca şehir bir anda Sami’ye dar gelmeye başlamıştı. Gözleri hayali duvarlar görüyor, o duvarların üstüne üstüne geldiğini hissediyordu. O an olduğu yerde durdu. “Şu an ölsem.” dedi kendi kendine bütün dertlerim biter. Ne evsizlik sorun olur ne de parasızlık.” Bunu söyledikten sonra kendini arabanın önüne atmak istedi ama sonra birden onu şeytan dürttü. “Neden sen ölesin kendini öldüreceğine yaşlı kadını öldürsene zaten kaç günlük ömrü kaldı ki sen bugün onu öldürmesen yarın eceliyle ölür. Git ve Huriye’yi öldür. Sonra da evinde sakladığı paraları çal.” Bunları düşündükten sonra kararsız kaldı. Bugün biri ölecekti ya kendisi ya da ev sahibi. Birden aklına köyden şehre gelmeden önce annesinin söylediği sözler geldi.
Annesi Sami’ye demişti ki, “Sen şehirde tek başına yapamazsın. Orada hayat zor ve pahalıdır. Sen gel ananın lafını dinle köyde kal.” Sami, tüm bu laflara rağmen kendi ailesini çiğneyip şehre gelmişti. Şimdi ölerek onları haklı çıkaramazdı.
Hızlı adımlarla Huriye’nin evine doğru tekrar yola koyuldu. Kendini ince bir ipliğin üzerinde yürüyormuş gibi hissediyordu. Sanki yanlış bir adım atsa uçurumdan aşağı düşecekmiş gibiydi. Yolda ilerlerken tüm duygularını yavaş yavaş terk ediyordu. Vücudu birden buz kesilmişti. Gözleri etrafa mayın gibi bakıyordu. Adeta patlamaya hazır bir bomba gibiydi. Elleri titreyerek kapıyı çaldı. Bu sefer kapıda yıkılmış bir ev gibi durmuyordu. Daha çok sert bir duvara benziyordu. Huriye kapıyı açtığında Sami’yi görünce şaşırdı. “Ne o kirayı ödemeye mi geldin ?” diye sordu alay ederek. Sami cevap vermeden içeri girdi. Huriye salona geçince genç adam mutfaktan gizlice bir bıçak aldı. Hiçbir şey söylemeden yaşlı kadının yanına geldi. Huriye, Sami’nin elinde bıçağı görünce korktu. “Bıçakla ne yapacaksın ?” diye sordu. Sami yine cevap vermeden kadının üstüne yürüdü. Kadının ellerini tutarak bıçağı kalbine sapladı. Bıçağı çıkardı tekrar sapladı. Bunu tam üç kere tekrarladı. Sonra yaşlı kadının can çekişini izledi. Sanki kadının acı çekmesi adamı mutlu ediyordu. Daha önce hiç cinayet işlememesine rağmen oldukça soğuk kanlıydı.
Huriye’nin öldüğünden emin olduktan sonra yerdeki kanları temizledi. Hiçbir iz bırakmadığından emin olduktan sonra kadının cesedini halıya sarıp evden götürdü. Boş bir arazide kadının cesedini yaktı. Ceset yanıp kül olana kadar gözünü kırpmadan yanışını izledi. Sonra da Huriye’nin evine tekrar girip altınların hepsini alıp evden çıktı. Bir süre boş sokaklarda dolanıp evine döndü. Kendini duşa attı. Suyun altında kendini katillikten temizlediğini düşünüyordu. Kendini yatağa attı. Tüm olanları düşündü. Kendini çok tuhaf hissediyordu. Evde duramadı. Kendini dışarı attı. Bir şeyler içmeye gitti. İçindeki huzursuzluktan kurtulamıyordu. Bir ay boyunca yedi, içti hayatını yaşadı ama içindeki çatışma bir türlü son bulmuyordu. Sonunda dayanamadı kendi canına kıydı. Üç kuruş para iki kişinin hayatına mal olmuştu.
SENA NUR USLU